15 Eylül 2011 Perşembe

arka planın arka planı...

  Arka planda bir görüntü var. Stockholm'de çekmiştim bu fotoğrafı. Öyle iyi bir manzaraydı; ben iyi bir fotoğrafçıyım falan demeyeceğim, çünkü ikisi de değiliz.

  Biz üç kişiydik... Ne gerillaydık; ne elimizde silah vardı; ne de içimizden birinin adı Nazlıcan... Kendini yola vurmuş üç herif, birden Kuzey'in ılığında, bir yolun başlangıcındaydık. Üç ayrı karakterin üç aynalı kırk odada ne işler çevirdiğini anlatmayacağım; burada biraz bencillik yapıyorum ancak gerçekten bilmiyorum o noktada kimin ne hissettiğini...

  Yol ortasıydı, sakindi...

  Ağaçların arasında, kendini tıklım tıklım boşluklara hazırlamış bir alandı. Günlük hayatın sükuneti kaplamıştı her bir adımda ayaklarımın altında küçük bir ağrıya sebep olan asfalt zeminini. Bu sadece bir yaya yoluydu, sadece minik bir park... Biraz rüzgar hışırtısı, biraz yağmur damlası, bir - iki araba kornası, iki sıkı adam, bir de Iggy Pop.
İşte bana eşlik edenlerin listesi...
  "In the death car" diyordu Iggy; ben sağda solda uçan balık var mı diye etrafa bakarken... Nedendir bilinmez ama gerçekten huzurlu ve upuzun bir yol gibi geldi bana o genç asfalt. Soldakinde biraz aksaklık hissettiğim adımlarım küçüldü, küçüldü, küçüldü... Ta ki o yol geçilene kadar... Trene 10 saat kala, ruhum yenileniyordu adeta,

o kimsenin bahsetmeye değer bulmayacağı parkta...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder